6icty.jpg

Ne hayasızlık…Sözde Ermeni soykırımı iddialarının peşinden giden batı, acıları hala taze olan ve acıyı yaşatan baş aktörlerin ellerini kollarını sallayarak özgürce dolaştıkları Srebrenitsa barbarlığına ve o barbarlığın baş aktörlerinin özgürlüğüne aldırış etmiyor. Batılı beyefendiler yaşanmamış bir soykırımın fosillerini bulmak için didinip durularken ellerine geçen sadece iddialar oluyor. Ama hakikat bir iddia değildir. Tarihi hakikatin kollarından alıp ideolojilerin çizdiği spekülatif teorilerle yeniden yazmak batılı beyefendilerin alışkanlığı olmuş. Bu pek tabii kabahat işleyen ve kabahatini başkalarına yükleyerek gizlemeye çalışan ergenlik dönemi öncesi çocuklarda sık rastlanan,  ergen öncesi suçluluk psikolojisidir. Ama teknolojide bu kadar ilerlemiş bir medeniyetin bu psikolojiyle yaşaması, en az 45 yaşındaki bir yetişkinin ergen öncesi suçluluk psikolojisini taşıması gibidir. Demek ki batı zihni idiotik, embesili ya da moronik öğelerden en az birini taşımaktadır. 11 temmuz 1995’te Srebrenitsa da yaşananlar, bu yönüyle vahşetin de ötesindedir. Bu sadece ilkel hislerle yapılmış bir katliam olsaydı, vahşet deyip geçebilirdik. Ama bu sadece vahşet değil sistematik yok etmedir. Batı kültür tohumlarından doğmadan gelişen her varlığın, batının yardım ve yataklığıyla yok edilmesi. Olan budur ve bu yönüyle vahşetten daha fazla bir şeydir. 11 temmuz 1995’de Srebrenitsa’da Sırp güçlerin her yaştan 8 bin erkek Müslüman Boşnak’ı katletmesinin öncesinde, BM’ye bağlı Hollanda askerleri şehri Sırplara teslim ederek Sırplar tarafından esir alınmış 30 batılı Hollanda askerinin hayatının Müslüman kültürüyle yeşermiş ya da içli dışlı olmuş şehirdeki 60.000 kişiden çok daha değerli olduğunu dışa vurmuş oldu. 16 yaş ile 70 yaş arasındaki yaklaşık 8 bin Boşnak erkek, depolara, okullara ve ambarlara dolduruldu ve kurşuna dizilerek toplu mezarlara gömüldü. Ama batılı beyefendiler için bu netice önemli miydi? Hayır! Nasıl olsun ki… Ergen öncesi psikolojisi taşıyan bu haleti ruhiyeyle nasıl önemli olsun? Irak’ta Saddam Hüseyin devrinde bütün dünya tarafından ABD’nin baskıcılığıyla uygulanan ambargo sonucunda 500.000’in üzerinde çocuk göz göre göre ölüme terk edildiğinde…ve öldüğünde de umurlarında olmadı bu batılı beyefendilerin. Ve şimdi de Irak’ta işgal boyunca 1.000.000’un üzerinde insanın ölmesi de kendi ufak matematiksel hesaplarına ve akıtılan petrole değer olarak görülürken nasıl önemli olsun insan canı onların gözünde?  Demek ki  batı 11 temmuz 1995’te Srebrenitsa da yaşananlarla aklı selim doğuluları şaşırtmadı. Bugün Radovan Karadzic ve Ratko Mladic’in Lahey’de haklarında alınan karara rağmen, suçlu bulunmalarına rağmen hala yakalanmamış olması da şaşırtıcı değildir. Yarın öbürgün ancak bir çıkar anlaşması neticesinde yakalanıp haklarında işlem yapılmasına da şaşırmayacağız. Çünkü Avroamerikan beyefendilerin adaletleri çıkarlarına, çıkarları adaletlerine denktir. Onların lügatinde salt adalet yani adalet için adalet kavramını bulamazsınız. Uluslararası Adalet Divanı’nın 2007 şubatında aldığı Srebrenitsa’daki soykırımdan Sırbistan’ı sorumlu tutmama kararı da adalet eşittir çıkar anlayışını teyit etmiş oldu. Ve bu adalet divanının batılı beyefendilerin ellerinde bir oyuncak olduğunu da göstermiş oldu. Şaşırmadık. 

Erkan Trükten

İstanbul Ünv. Tarih Böl.Sofya Ünv. Felsefe Böl.